Emine Bulut…

Oğullarımıza “Hadi aç bi göster amcalara” dediğimiz, çıplak fotoğraflarını iftihar vesilesi yapıp eşe dosta “Erkek adamın erkek oğlu” diye gerinerek gösterdiğimiz, kocaman sünnet törenlerinde bi organın kesilmesini padişah tahtlarıyla şölene dönüştürdüğümüz sürece daha çok konuşuruz böyle dramları. Erkek çocuklarımıza “O sana vurduysa sen de ona vur” diye telkin ettiğimiz, yeter ki sessizce otursun diye eline tablet/telefon verdiğimiz, vurdulu kırdılı oyunların başına oturtup şiddeti normalleştirdiğimiz sürece daha çok konuşuruz içi yanan yavruları. Evlenecek delikanlılara “Kedinin bacağını ilk geceden kır” diye telkin ettiğimiz, “kocandır sever de döver de” algısını genç kızlara küpe ettiğimiz, kan kusup kızılcık şerbeti içtim demeyi ‘sabretmek’ bildiğimiz sürece daha çok konuşuruz Emine’leri, Ayşe’leri, Fatma’ları… Biz üç gün konuşuruz; giden gitmiş, kalanların yüreğine kor düşmüş olur. Bi dahaki nesle bu trajedilerin taşınmaması için önce biz evimizdeki erkek çocuklara bakacağız, onların insanlığını muhafazaya uğraşacağız, merhametli vicdanlı erkeği ‘karı gibi’ diye damgalamaktan uzaklaşacağız…o zaman bi şeyler değişecek işte. Çok üzgünüm, tüm ülke gibi, çok….

Bunlara da Bakabilirsiniz

Şefkat…

Biz anneler genellikle ‘öfke’ den dert yanarız ama bence ‘şefkat’ de en az öfke kadar …

Düşüncenizi Paylaşın