Hayır yolda yorulmak..

İki yıla yakındır üç proje üzerinde çalışıyorum. Birinden yorulduğumda diğerine geçerek, sabahın nurundan gecenin bağrına değin oturarak, uykularımı azaltıp sosyal hayatımı felce uğratarak yazıyorum😬 Enes bizim evin uykusu en az kişisi:) Benimle yarışmaz, adeta beni ezer geçer, o derece az uyur. Ben gece yazarken, sabah alarmım 4’te çalarken çoğu defa şahit oldu halime. Namaz kitabının son düzeltmelerini yapıyorum geçen, geldi yanıma, okudu; ‘Anne çok güzel oluyor da, çok yoruluyorsun be, yazık değil mi’ dedi. Enes, dedim, biliyor musun ‘meşguliyet terapisi’ diye bişey var. “Psikolojik rahatsızlığı olan kişiler iyileşebilsin, hayata tutunsun diye iş yaptırılıyor onlara. Velev ki çöp toplamaktan marangozluk yapmaya değin pek çok iş… Ve sonuç ne oluyor? İyileşiyorlar. Yazmak da benim için öyle, iyileşiyorum…” Sonra düşündüm; bu terapi biz kadınlar için dahi bi elzem. Çünkü kadın beyni detaycı, analitik çalışıyor, detayları fark ediyor, amigdalası kuvvetli, yüz ifadelerini okuyor, duygularıyla anlam veriyor. Sonra ne oluyor? Eltim ters baktı, kaynanam şöyle dediyse şunu demek istedi, arkadaşım laf soktu diye diye kendini dolduruyor. Aklı fesada fitneye kayıyor. O yüzden kadın çalışmalı, düşünmeli, üretmeli, aklını hayır yola teslim etmeli. Velev ki akademisyen olsun bilimsel analizler yapsın ya da yeni bir dantel örneği çıkarsın fark etmez. Yeter ki üretsin, yorulsun, aklını çalışıp üretmeye yorsun. Sonra da o yorgunlukları için şükür namazı kılsın. Çünkü hayır yolda yorulmaktan daha tatlı bi şükür var mıdır şu dünyada?

Bunlara da Bakabilirsiniz

Şefkat…

Biz anneler genellikle ‘öfke’ den dert yanarız ama bence ‘şefkat’ de en az öfke kadar …

Düşüncenizi Paylaşın