‘nene-teknoloji’

Geçtiğimiz yıl eğitim semineri vermek için bi hoca geldi dersimize. Hanımefendi aynı zamanda bilinen bir okulun müdürü. Okulda uyguladıkları eğitim modelini anlattı uzun uzun. “Çocukları toprağa, suya dokunduruyoruz. Yer masalarında oturtuyoruz. Öz güvenleri gelişsin diye sorumluluk veriyoruz; kendi sınıflarını temizliyorlar, yemekhanede tabaklarını topluyorlar. Özel boyasız, doğal ahşap oyuncaklarla oynuyorlar..” diye anlattı sistemi. Bi arkadaş “okulun yıllık ücreti ne kadar” diye sordu. Cevap geldi; “Yıllık 50 bin lira😬” Karadeniz’in bi köyünü gezdik dün. Yer masasında yemek yedik. Aynı masada çocuklar resim çiziyordu. Az ilerde gözleme açan annesine yardım eden bi kız çocuğu, dükkanı süpüren bir erkek çocuğu vardı. Başka bir çocuk dükkanın önündeki tozu atmak için hortum tutarken, yanına gelen diğer çocuklara tuttu suyu. Suya, toprağa değerek şakalaştılar. Başka bir yerde kırışmış ağaç dalını at yapmış binen bir çocuk doğal, boyasız ahşap oyuncağıyla oynuyordu. Bize Montessori, Regio Emilia falan diye yıllığı binlerce liradan satılan bu eğitim sistemlerinin anası biziz aslında; “Anadolu.” Yer masası da bizde, doğal ahşap oyuncak da. Toprağa suya dokunan oyun da bizde, erken yaşta sorumluluk almak da… Yeter ki bizden olana burun kıvırmayalım, değerlerimizin farkında olalım. Boşuna demiyorum; bize ‘nano-teknoloji’ değil, ‘nene-teknoloji’ lazım diye:))

Bunlara da Bakabilirsiniz

Şefkat…

Biz anneler genellikle ‘öfke’ den dert yanarız ama bence ‘şefkat’ de en az öfke kadar …

Düşüncenizi Paylaşın