Panik Atak…

Panik atağı sormuşsunuz. Benimki bi türlü geçmiyor, diye yazan dostlar olmuş. Müsaadenizle hastalıkların bir yönünden bahsedeyim bu vesileyle. Panik atak bi ‘kayıp’ duygusuyla geliyor. Mal kaybı, iş kaybı, evlat kaybı, eş kaybı, itibar kaybı, özgürlük kaybı… Buraya kadar tamam. Bir tetikleyici olmuş, hastalık başlamış. Ama hastalığı kalıcı kılan şey bundan sonrası. Eşi çok ilgisiz bir hanım var diyelim. Hastalanınca eşi etrafında dört dönmeye başlıyor. Hiç olmadı, evde yapmadığı işlere, eşlik görevlerine ‘ben hastayım’ mazereti geliyor. Eş-dost ‘o hasta zaten iyi geçinin, idare edin’ tavrı takınıyor. Herkes çocuklara ‘aman ananızı üzmeyin, hasta o’ diye tembih ediyor☺️ Bilinçdışı da diyor ki; ‘Oh be dünya varmış. Hasta olunca hayat ne kadar kolaylaştı. Bari bedene söyleyeyim de devam etsin bu hastalık.’ 🙂 Psikoloji buna ‘ikincil kazançlar’ diyor. Bu öyle enteresan bi sistem ki; yapılan araştırmalar eşi ilgisiz olan hanımların gebelik döneminde daha çok aşerdiğini ortaya koymuş. Bilinçdışı çok kurnaz haa, hazır fırsat varken adamı ilgili hale getirmek için vücudu alarma geçiriyor. Biz de buna ‘aşerme’ diyoruz:) Bak yazarken aklıma rahmetli anneannem geldi. Ne zaman ütü yapılacak olsa, tevafuk bu ya 😃 kadıncağızın migreni tutardı:)) Ütü başkasına kalırdı😂 Ez-cümle; ağrılarım, yorgunluğum, depresyonum, ataklarım geçmiyor diyorsak kendimize soralım; ‘Gerçekten geçsin istiyor muyuz, yoksa hasta olmak bize ikincil bi kazanç mı sağlıyor?’ diye. Çünkü panik atak önce bu kararı vererek geçiyor. Yaşadım, oradan biliyorum:)

Bunlara da Bakabilirsiniz

Şefkat…

Biz anneler genellikle ‘öfke’ den dert yanarız ama bence ‘şefkat’ de en az öfke kadar …

Düşüncenizi Paylaşın