Toplum olarak hepimiz ağzımızı düzeltelim, herkes rahat etsin.

E-leş-ti-ri… Gelin şu kavramı bi konuşalım. Günümüzde ‘Ayyy evin ne kirliymiş, sehpaya parmağımı sürdüm bi parmak toz çıktı’ diyen gelin programları; ‘bu çorba hiç güzel olmamış ıyyy’ diyen yemek programları; bir masanın etrafında tahkir edici bi dille insanların hayatını konuşmaya formatlanmış magazin programlarından sebep dilimiz bozuldu. Hakaret etmeyi ‘eleştiri’, koğuculuk ve tecessüsü ‘tebliğ’, dedikodu ve gıybeti ‘fikir beyanı’ zanneder olduk. Oysa öyle değil. Bu demek değil ki birbirimizi hiç eleştirmeyelim. Eleştirelim ve fakat neyi neden yazıyoruz ve hangi üslubu kullanıyoruz bence bunu çokça düşünelim. Bir paylaşımın altına ‘Saçmalamışsın’ yerine ‘Ben buna katılmıyorum. Çünkü….’ yazsak nasıl olur? ‘Çok yapmacıksın’ yazmak yerine samimi bulmadığımız kişiyi hiç takip etmesek mesela? Eleştirilerimizde ‘sen şöylesin, böylesin’ gibi ithamların yerini, ‘bu yazı bana şöyle hissettirdi, şunu düşündürdü…’ gibi cümleler alsa? Geçen bi okurum kitabımdaki imla hatalarını mail atmış bana. Allah razı olsun deyip, teşekkür ettim. İşte bu yapıcı eleştiridir. Gözden kaçanlar olmuş, hemen düzelttim. Başka bi kardeşim dm den ‘Hatice Hanım, insanların dikkatini çekmeyeyim diye genelden yazmadım. Fark etmediniz sanıyorum, paylaşımınızda camdan başı açık görüntünüz yansımış’ diye uyarmış. Aldım uyarıyı, hemen fotoğrafı kaldırdım. Ha biri de ‘Ayy oğlunun ağzı da seninki gibi yamuk ahahaha’ yazmış ve bunu ‘eleştiri’ sanmış. Ben engelleyince başka hesaptan girip ‘ne biçim yazarsın, hiç eleştiri kabul etmiyorsun’ demiş. Haklısın kardeşim, eleştirini kabul edeyim de gidip oğlanın da, benim de ağzımı düzelteyim. Ya da toplum olarak hepimiz ağzımızı düzeltelim, herkes rahat etsin.

Bunlara da Bakabilirsiniz

Şefkat…

Biz anneler genellikle ‘öfke’ den dert yanarız ama bence ‘şefkat’ de en az öfke kadar …

Düşüncenizi Paylaşın